<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fani Dünya</title>
	<atom:link href="http://www.fanidunya.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fanidunya.com</link>
	<description>Bir başka fani blog.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 Jul 2011 00:57:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Berat Kandili</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/berat-kandili.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/berat-kandili.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 00:53:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>thsn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mubarek Gün ve Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[100 rekat namaz]]></category>
		<category><![CDATA[berat gecesi yapılacak ibadetler]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili]]></category>
		<category><![CDATA[hayır namazı]]></category>
		<category><![CDATA[rahbet gecesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[Cenab-ı Hak buyuruyor: &#8216;Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur&#8217;an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir&#8230;&#8217;(Duhan, 44/1-4) Ayette geçen, &#8216;mübarek gece&#8217;den maksat; Berat gecesidir. Kur&#8217;ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı. Bu gecenin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cenab-ı Hak buyuruyor:</strong></p>
<p>&#8216;Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur&#8217;an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir&#8230;&#8217;(<strong>Duhan, 44/1-4</strong>)</p>
<p>Ayette geçen, &#8216;mübarek gece&#8217;den maksat; Berat  gecesidir. Kur&#8217;ânın bu gecede,  Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.<br />
Bu gecenin, dört adı vardır. &#8220;Mübarek gece&#8221;, &#8220;Berae gecesi&#8221; &#8220;Sakk gecesi&#8221;, &#8220;Rahmet gecesi&#8221;. Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:</p>
<p><strong>Bu gecenin beş özelliği vardır:</strong></p>
<p><strong>1)</strong> Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.</p>
<p><strong>2) </strong>Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.</p>
<p><strong>3)</strong> Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.</p>
<p><strong>4)</strong> Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.</p>
<p><strong>5)</strong> Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban&#8217;ın onüçüncü  günü, üçte biri Şaban&#8217;ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban&#8217;ın onbeşinci günü verilmiştir.</p>
<p>Hazreti Âişe (ranha) bu gecenin fazileti hakkında şunları anlatıyor:<br />
Günün birinde Hazreti Peygamber yanıma girdi. Elbisesini çıkardı. Aradan zaman geçmeden tekrar giyindi. Bunun üzerine beni şüphe, kıskançlık sardı. Ortaklarımdan birinin yanına gidecek sandım ve peşini takip ettim. Medine’nin kabristanı olan Bakîu’l-Garkad’da kendisine eriştim. Mü’minlere ve şehidlere istiğfar ve dua ediyordu. Kendi kendime: ‘Anam babam sana feda olsun! Sen Rabb’ının rızası uğrunda, ben ise dünya peşindeyim!’ diyerek döndüm. Soluk soluğa eve girdim. Arkamdan da Resülüllah (sav) girdi.</p>
<p>-Neden böyle hızlı nefes alıyorsun?’ dedi.</p>
<p>Ben,</p>
<p>-Anam babam uğruna feda olsun. Yanıma gelip elbisenizi çıkardıktan sonra tekrar giyindiniz, beni kıskançlık tuttu. Ortaklarımdan birinin yanına gideceğinizi zannettim. Nihayet sizi kabristana giderken gördüm,dedim.</p>
<p>Resul–ü Ekrem,</p>
<p>-Resülüllah sana haksızlık edecek diye mi korkuyorsun?’ dedi.</p>
<p><strong>Ardından Cibril geldi ve şöyle dedi:</strong></p>
<p>-Bu gece Şa’bân’ın on beşinci gecesidir. Cenabı Hak bu gecede Benî Kelb kabilesi koyunlarının sayısı kadar kimseyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece Allah; müşriklerin, kincilerin, akrabalarıyla münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların, ana ve babalarına isyan edenlerin, içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz.</p>
<p>Resul–ü Ekrem, elbisesini çıkardı.</p>
<p>-Bu gece ibadet etmeme müsaade eder misiniz? buyurdu.</p>
<p>-Evet, sana anam babam feda olsun, dedim.</p>
<p>Peygamber namaza kalktı. Secdeye kapanıp uzun müddet kaldı. Endişelendim, elimle yokladım. Elim, ayağının altına dokununca kımıldadı. Ben de sevindim. Secdede şöyle niyaz ettiğini işittim:</p>
<p>‘Allah’ım! azabından afvına, gazabından rızana sığınıyorum. Sen’den yine Sana iltica ediyorum. Şânın yücedir. Sana yaptığım senayı Senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana lâyık bir surette hamd etmekten âcizim.’</p>
<p>Sabah olunca bunları Resul–ü Ekrem’e söyledim. O da,</p>
<p>- Yâ Âişe, bunları öğrendin mi? dedi.</p>
<p>-Evet yâ Resülüllah, dedim.</p>
<p>Resuli Ekrem;</p>
<p>-Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Zira bunları bana Cibril öğretti ve secdede bunları okumamı ta’lîm buyurdu.’ dedi.”</p>
<p>Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:</p>
<p>&#8220;Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, On&#8217;u da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar.&#8221;</p>
<p>&#8220;Yüce Allah bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca.&#8221;</p>
<p>&#8220;Yüce Allah bu gece bütün müslümanlara mağfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz, yahut çok kin güden veya içkiye düşkün olan, yahut ana-babasını inciten, veya zinaya ısrarla devam eden müstesna.&#8221;</p>
<p>&#8216;Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve; &#8216;tevbe eden yok mu! Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim, hastalığından şifa isteyen yok mu ona şifa vereyim. Yok mu şunu isteyen yok mu bunu isteyen&#8217; der. Bu durum, sabaha kadar devam eder&#8217;<br />
&#8216;Ameller, bu ayda âlemlerin Rabb&#8217;ı yüce Allah&#8217;a arz edilir. Ben de amellerimin oruçlu iken Allah&#8217;a arzedilmesini isterim&#8217;</p>
<p><strong>Berat Kandili olan bu mübarek geceyi  nasıl ihya edeceğiz?</strong><br />
<strong>1-</strong>Yatsı ve Sabah namazlarını mutlak surette cemaatle kılmalıyız ki, geceyi sabaha kadar ibadet etmiş olalım.</p>
<p><strong>2-</strong> Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de oruç tutalım.</p>
<p><strong>3-</strong> Bir günlük kaza namazı kılalım</p>
<p><strong>4-</strong> Berâat gecesinde 100 rek&#8217;atlı Hayır Namazı vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.</p>
<p><strong>Hayır Namazı</strong></p>
<p><strong>Niyet</strong></p>
<p>&#8220;Yâ Rabbî, niyet ettim senin rızâ-i şerîfin için namaza. Beni afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Kasvet-i kalbden, dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip süedâ defterine kaydeyle, Allâhü Ekber&#8217;</p>
<p><strong>Kılınışı</strong></p>
<p>Her rek&#8217;atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur</p>
<p>İki rek&#8217;atte bir selâm verilerek 100 rek&#8217;atte tamamlanır</p>
<p>Her rek&#8217;atte 100 İhlâs-ı şerîf okumak sûretiyle 10 rek&#8217;at olarak da kılınabilir.</p>
<p>(Hz. Allâh&#8217;ın HÛ ism-i şerîfinin ebced hesâbına göre adedi olan) 11 şey, (TÂHÂ&#8217;nın ebced hesâbıyla adedi olan) 14 kere okunur. (TÂHÂ Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in ismidir.</p>
<p>İstiğfâr-ı şerîf: 14 kere<br />
Salevât-ı şerîfe: 14 kere<br />
Fâtiha-i şerîfe (besmeleyle): 14 kere<br />
Âyetü&#8217;l-Kürsî (besmeleyle): 14 kere</p>
<p>Lekad câeküm&#8230;&#8217; (besmeleyle): 14 kere</p>
<p>14 kere &#8216;Yâsîn&#8217; dedikten sonra 1 Yâsîn-i Şerîf<br />
İhlâs-ı şerîf (besmeleyle): 14 kere<br />
Kul eûzu birabbil-felak&#8230;&#8217; (besmeleyle): 14 kere<br />
Kul eûzu birabbin-nâs&#8230;&#8217; (besmeleyle): 14 kere</p>
<p>14 kere</p>
<p>&#8220;Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym.&#8221;</p>
<p>Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak efdaldir): 14 kere</p>
<p>.</p>
<p>&#8220;Allâahümme salli alâa seyyidinâa Muhammedin ve alâa âali seyyidinâa Muhammedin salâaten tünciinâa bihâa min cemî&#8217;ıl-ehvâali ve&#8217;l âafâat. Ve takdıy lenâa bihâa cemî&#8217;alhaacâat ve tütahhirunâa bihâa min cemî&#8217;ıs-seyyi&#8217;âat ve terfeunâa bihâa ındeke a&#8217;led-derecâat ve tübelliğunâa bihâa aksa&#8217;l gaayâat. Min cemî&#8217;ıl-hayrâti fi&#8217;l-hayâati ve ba&#8217;del-memâat. İnneke alâa külli şey&#8217;in kadiyr.&#8221;</p>
<p><strong>Mânâsı:</strong></p>
<p>Allâh&#8217;ım, Efendimiz Muhammed&#8217;e ve ehl-i beytine bizi bütün korku ve âfetlerden kurtaracağın, bütün ihtiyaçlarımızı göndereceğin, bütün günahlarımızdan temizleyeceğin, nezdindeki derecelerin en yücesine yükselteceğin, hayatta ve ölümden sonra bütün hayırların nihâyetine ulaştıracağın şekilde râhmet eyle. Muhakkak sen her şeye kaadirsin.“</p>
<p>Bunlardan sonra duâ yapılır.<br />
5- Berâat Gecesi, bu gecede hiç olmazsa bir Tesbih Namazı kılınır.</p>
<p><strong>BERAT KANDİLİ DUASI</strong></p>
<p>Euzü billahi mine&#8217;ş-şeytani&#8217;r-racîm Bismillahi&#8217;r-rahmani&#8217;r-rahîm</p>
<p>Ey Bizleri varlığa erdiren,</p>
<p>Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran,</p>
<p>Güzeller Güzeli Rabbimiz!</p>
<p>Sana sonsuz hamd ü senalar olsun.</p>
<p>Kainatın İftihar Tablosu peygamber efendimize Sonsuz salat ü selam olsun.</p>
<p>Gufranla ufkumuzda tüllenen şu mübarek berat ve gufran gecesinde bir kere daha dergah-ı ilahînin önünde el açıp yalvarıyoruz:</p>
<p><strong>YA İLAHE&#8217;L-ALEMİN!</strong></p>
<p>Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla rahmetinin vüs&#8217;ati genişliğindeki kapına dayanıyor, şu mübarek berat gecesinde bir kere daha halimizi arz etmek istiyoruz. Halimiz Sana ayan, söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz asırlardan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman.. icabet buyur ey Rahîm ü Rahman!</p>
<p><strong>EY ÇARESİZLER ÇARESİ!</strong></p>
<p>Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur; ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur. Bütün dileklerimizi kabul buyur ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; aç ve yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur.</p>
<p>Ciddi bir yol almış sayılmasak da yıllar var hep yollardayız. Ufkumuz gam ve kederle tülleniyor. Önümüzdeki engebeler beşer takatini aşkın görünüyor. Ümmet-i Muhammed (aleyhissalatü ve&#8217;t-teslîmat) perişan, derbeder ve ızdırap içinde, müslümanlık gelenek ve göreneklerin darlığına mahkum, ibadet ü taat kültür televvünlü,  duygular, düşünceler fantezilere emanet, mücadelelerin esası da çıkarlar, menfaatler, ırkî mülahazalara dayalı. Sen bizlere çıkar yol lutfeyle ya rabbi!</p>
<p><strong>YA RAB!</strong></p>
<p>Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla başbaşa bırakma; akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, nefislerimizi cismanîliğin baskılarından, gönüllerimizi de heva ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle. Kapının kullarını; ilimde kibir u gururdan, ibadette riya ve gafletten ve duygularına renk attıran ülfetten koru. Senin yolunda yürüyor gibi görünüp Senden uzaklaşmak, gurbet atmosferinde içiçe firkat yaşamak, hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.</p>
<p><strong>EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN!</strong></p>
<p>Şu mübarek gece hürmetine Bizleri bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir alemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her halimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!</p>
<p><strong>EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN!</strong></p>
<p>Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp Sana gelenleri kovmayacağını vadediyorsun. Sana yönelenlere hep “Gelin, gelin” diyorsun. Ey Rab! Böyle emekleye emekleye sürünmeyi de gelme kabul edeceksen, müsaade buyur “Biz de geldik” diyelim. Geldik ve Sana, yolların amansızlığını, nefis, şeytan ve hevanın imansızlığını, bizim de dermansızlığımızı şikayet ediyoruz. Bilhassa, her zaman hatalara açık duran, masiyetlere meyyal bulunan ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan, serkeş nefsimizi Sana şikayet ediyoruz. Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya rabbi!</p>
<p>Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır.. ya Rabbi lisanlarımızı yalandan, gıybetten, Senin sevmediğin, hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle. Kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi!</p>
<p>Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle. Niyetlerimizi ihlaslı kıl ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!<br />
<strong>EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI, EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ!</strong></p>
<p>Şu anda duygularımız derbeder, davranışlarımız ahenksiz, ruhlarımız kirli, ayaklarımız titrek, ellerimiz mefluç, çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık, havalar boz-bulanık, mağripler hicranla tül tül, maşrıklar lütfuna kalmış&#8230; İşte böyle bir dağınıklık içinde Sana geldik. Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı, bizler de bu kapının önündeki liyakatsiz dilenciler. Şimdiye kadar gelip Senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış; hiçbir kaçkın ve pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı Senin kapın, onun başkalarından farkı da her gelene affındır. Bizi hilm ü silminle güçlendir. Zalimlere de varlığını duyur.</p>
<p><strong>EY HER DUADA BULUNANA İCABET EDEN ULULUK TAHTININ SULTANI!</strong></p>
<p>Şu mübarek berat gecesinde binler, yüz binler Senin karşında divan durarak ellerimizi Sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla, kullarına her zaman açık bulunan, hiç olmazsa aralık duran rahmet desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve &#8220;Biz geldik&#8221; diyoruz. Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine, her sese ve herkese merhamet ettiğine gönülden inanarak kaçkınlığımızı muvakkat dahi olsa görmüyor, günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor, karıştırdığımız haltlara değil, Senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona bağlıyoruz; Enîsimiz Sen isen, çevrenin vahşetinden bize ne! Her yanda şeytan ve avenesi içten içe homurdanıp duruyorlarmış, Sen bizimle olduktan sonra ne ifade eder ki! Sen her şeyin biricik hakimisin ve hükmünü engelleyecek bir güç de yoktur. Sen saltanat dairen içinde en küçük şeyleri görür, en cılız sesleri işitir, hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi cevapsız bırakmazsın.</p>
<p><strong>EY YÜCELER YÜCESİ!</strong></p>
<p>Sen biliyorsun, biz de bunun farkındayız; ömrümüzün hasenat kefesi bomboş, pek çoğumuz itibarıyla bir ihlas bezginliği içindeyiz. Çoğumuz gafil, bedbin, dünsüz-yarınsız sefil birer halzede gibi aktüalite ile iç içeyiz. Her halimizde alayiş, gösteriş, köpük köpük heva ve heves; sürekli zevk u sefaya, makama, mansıba, şöhrete, şana ve dünyevî hülyalara oynuyoruz. Yığınların rüya ve hülyaları ekonomi ve refah; taptıkları da dolar, dinar ve euro. Ruhlar meflûç, kalbler kötürüm, basîret ama, düşünceler kirli, davranışlar da tam buna göre&#8230; Gece ve gündüz gibi iki yüzlü yaşıyoruz, ak görünüyor kapkara davranıyoruz; idare ve siyaset deyip hem ışık türküleri söylüyor hem de karanlık ağıtları mırıldanıyoruz. Devirlere, dönemlere göre renkten renge giriyor, bukalemunları şaşırtacak marifetler (!) sergiliyor ve aldatmayı beceri kabul ediyoruz.</p>
<p><strong>EY RAB!</strong></p>
<p>Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve adeta nankörlüğe kilitli; eller memnû meyvelerde, ağızlar harama açık duruyor; gözler başkalarının kusur müfettişi.. yalan revaçta, hıyanet adiyattan bir şey, hakkın ismi var sadece; adalet &#8220;sayyad-ı bîinsaf&#8221;ların hazırladığı kapanların önüne saçılmış birkaç dane gibi bir şey; vefa Kafdağı&#8217;nın arkasında, ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış; buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak dorukta. Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, tenperverlik duygusu boyunlarımızda adeta çelikten bir kement; her biri birer gayya olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve mahiyet-i nefsü&#8217;l-emriyemize göre kendimiz olamıyoruz. Dünya ve ukba kazancı adına ne ciddî bir hesap ne de tutarlı bir plana sahibiz. Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz; kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz. Zamanı suçlama, şartlara lanetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu.</p>
<p>Bütün bunlara rağmen ya Rab! , bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz. Kendimiz edip kendimiz bulsak da, rahmetin, istihkaklarımıza lütuf televvünlü haklar bahşedecek vüs&#8217;atte. Sen bizlere lütfunla muamelede bulun ya Rabbi!</p>
<p>Dua edenlere cevap veren Sen, ızdırapları dindirip ihtiyaçları gideren Sen, devrilenleri kaldırıp doğrultan Sen, çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de Sensin! Senden ayrı kalışımız ruhumuza renk attırdı; nefsanîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mana ve özünü alıp götürdü; samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı. Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere.. Var eden Sensin, yok eden de Sen; uzak tutan Sensin, yaklaştıran da Sen; Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neşesini tattırmasaydın şu söylediklerimizi mırıldanamazdık. Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde Sana karşı yaklaşma heyecanları uyar.</p>
<p><strong>EY RAB!</strong></p>
<p>Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun.. iç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi Sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halas eyle; halas eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma. Senden kalblerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur.</p>
<p><strong>EY AFFI TECZİYESİNİN ÖNÜNDE RAHMET TAHTININ SULTANI!</strong></p>
<p>Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca günahkarın affedileceği bu mukaddes berat gecesinde bizleri de bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir alemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her halimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bugüne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz.</p>
<p><strong>Ey yüceler yücesi!</strong></p>
<p>Efendimiz Hazreti Muhammed&#8217;e, Mualla aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salat u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya rabbi!..</p>
<p><strong>Amin amin amin</strong></p>
<p><strong>Velhamdü Lillahi Rabbil Alemine&#8217;l-fatiha</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/berat-kandili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Regâib Gecesi Yapılacak İbadetler</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/regaib-gecesi-yapilacak-ibadetler.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/regaib-gecesi-yapilacak-ibadetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2011 02:57:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>thsn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mubarek Gün ve Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[Hacet Namazı]]></category>
		<category><![CDATA[Regâib Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Regâib Gecesi Yapılacak İbadetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[Regâib Gecesi Üçaylarin ilki olan Recep ayinin ilk cuma gecesi, yâni persembeyi cumaya baglayan gece, Regâib Gecesi&#8217;dir. Bu gecede aksam ile yatsi arasinda 12 rek&#8217;at hâcet namazi kilinir. 2 rek&#8217;atte bir selâm verilir. Hâcet namazina söyle niyet edilir: &#8220;Yâ Rabbi, beni, Peygamber Efendimiz hürmetine feyzi ilâhîne, afv-i ilâhîne, rizâ-i ilâhîne nâil eyle. Âbid kullarin arasina [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.fanidunya.com/regaib-gecesi.html" target="_blank">Regâib Gecesi</a></h1>
<p>Üçaylarin ilki olan Recep ayinin ilk cuma gecesi, yâni persembeyi  cumaya baglayan gece, Regâib Gecesi&#8217;dir. Bu gecede aksam ile yatsi  arasinda 12 rek&#8217;at hâcet namazi kilinir. 2 rek&#8217;atte bir selâm verilir.</p>
<p>Hâcet namazina söyle niyet edilir: &#8220;Yâ Rabbi, beni, Peygamber  Efendimiz hürmetine feyzi ilâhîne, afv-i ilâhîne, rizâ-i ilâhîne nâil  eyle. Âbid kullarin arasina kaydeyle. Dünya ve âhiret sikintilarindan  halas eyle.&#8221;</p>
<p>Her rek&#8217;atte, 1 Fâtiha, 3 Innâ enzelnâhü, 12 Ihlâs-i serîf okunur.  12 rek&#8217;at bittikten sonra 7 veya 70 defa Salâti ümmiye okunur. Salât-i  Ümmiye sudur:</p>
<p dir="rtl"><span style="font-family: Traditional Arabic; font-size: x-large;">اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِىِّ اْلاُمِّىِّ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ</span></p>
<p>&#8220;Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini&#8217;n Nebiyy&#8217;il-ümmiyyi ve alâ alihî ve sahbihî ve sellim.&#8221;</p>
<p>Secdeye varip, secdede 70 defa su tesbih okunur:</p>
<p dir="rtl"><span style="font-family: Traditional Arabic; font-size: x-large;">سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ</span></p>
<p>&#8220;Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü&#8217;l &#8211; melâaiketi verrûh&#8221;.</p>
<p>Secdeden kalkip, oturarak su dua okunur:</p>
<p dir="rtl"><span style="font-family: Traditional Arabic; font-size: x-large;">رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ اِنَّكَ اَنْتَ اْلاَعَزُّ اْلاَكْرَمُ</span></p>
<p>&#8220;Rabbigfir verham ve tecâvez ammâ tâ&#8217;lem. Inneke ente&#8217;l-eazzü&#8217;l-ekrem.&#8221;</p>
<p>Tekrar secdeye varilip yine 70 defa, &#8220;Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü&#8217;l- melâaiketi verrûh&#8221; okunur.<br />
Hasan Arikan  &#8211; www.ihya.org &#8211;  Muhtasar Ilmihal</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/regaib-gecesi-yapilacak-ibadetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Regâib Gecesi</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/regaib-gecesi.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/regaib-gecesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2011 02:51:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>thsn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mubarek Gün ve Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[Regâib Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Regâib Gecesi Yapılacak İbadetler]]></category>
		<category><![CDATA[Regâib Kandili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[Regâib Gecesi Yapılacak İbadetler REGÂİB GECESİ Receb ayının ilk Cum’a gecesine “Regâib gecesi” denir. Receb ayının her gecesi kıymetlidir. Her Cum’a gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, dahâ kıymetli olmakdadır. Regâib gecesinin kıymeti, çeşidli hadîs-i şerîfler ile bildirilmişdir. Allahü teâlâ, bu gecede mü’min kullarına ragîbetler ya’nî ihsânlar, ikrâmlar yapar. O gece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.fanidunya.com/regaib-gecesi-yapilacak-ibadetler.html" target="_blank">Regâib Gecesi Yapılacak İbadetler</a></h1>
<p><strong>REGÂİB GECESİ</strong><br />
<a href="http://www.fanidunya.com/wp-content/uploads/regaip-kandili.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-266" title="regaip-kandili" src="http://www.fanidunya.com/wp-content/uploads/regaip-kandili-300x144.jpg" alt="" width="300" height="144" /></a><br />
<strong>Receb ayının ilk Cum’a gecesine “Regâib gecesi” denir. </strong><strong>Receb  ayının her gecesi kıymetlidir. Her Cum’a gecesi de kıymetlidir. Bu iki  kıymetli gece bir araya gelince, dahâ kıymetli olmakdadır. Regâib  gecesinin kıymeti, çeşidli hadîs-i şerîfler ile bildirilmişdir. </strong></p>
<p><strong>Allahü  teâlâ, bu gecede mü’min kullarına ragîbetler ya’nî ihsânlar, ikrâmlar  yapar. O gece yapılan duâ reddolmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi  ibâdetlere kat kat sevâb verilir. O geceye hürmet edenleri affeder. </strong></p>
<p>Regâib  kandilinin, Resûlullah efendimizin babası Hz. Abdullah’ın evlendiği  gece ile hiçbir ilgisi yoktur. Memleketimizde ve birçok İslâm  memleketlerinde, bir asırdan beri, Abdullah’ın evlendiği geceye, Regâib  kandili ismini veriyorlar. Regâib gecesine böyle ma’nâ vermek doğru  değildir.</p>
<p>Böyle  söylemek, Resûlullah efendimizin dokuz aydan önce dünyayı teşrîf etmiş  olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusûrdur. Her bakımdan,  her insanın üstünde ve her bakımdan kusûrsuz olduğu gibi, Amine  vâlidemizi nûrlandırdığı zaman da, noksan ve kusûrlu değildi. Bu zamanın  noksan olması, tıp ilminde ayıp ve kusûr sayılmaktadır.</p>
<p><strong>Receb  ayı, kıymetli aylardan olduğu için her gecesi kıymetlidir. Her cum’a  gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince daha  kıymetli olmaktadır. Regaib Gecesi’nin kıymeti, çeşitli hadîs-i şerîfler  ile bildirilmiştir. İşte bu gece, bu kıymetli gecedir. </strong></p>
<p><strong>Peygamber efendimiz, “Receb-i şerefin ilk cum’a gecesinden gafil olmayın!” buyurdu. </strong></p>
<p><strong>“Regâib gecesinden gâfil olma!” </strong></p>
<p><strong>Bir  defasında, Peygamber efendimiz, Receb ayında tutulacak oruçların  fazîletini anlatıyordu. Orada bulunanlardan, yaşı ve pîr-i fânî bir zât  ayağa kalkıp: </strong></p>
<p><strong>- Yâ Resûlallah, ben Receb ayının hepsini oruç tutamam, dediğinde; Peygamber efendimiz: </strong></p>
<p><strong>-  Sen Receb ayının birinci, onbeşinci, sonuncu günleri oruç tut, hepsini  tutmuş sevâbına kavuşursun. Çünkü sevaplar on misli yazılır. Fakat sen  Receb-i şerîfin ilk cum’a gecesinden gafil olma ki, melekler o geceye  Regâib gecesi </strong></p>
<p><strong>demişlerdir.  Zîra o gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir  melek kalmaz, hepsi Kâ’be-i muazzama etrafında toplanırlar. Allahü teâlâ  onlara hitâben: </strong></p>
<p><strong>“Ey meleklerim dilediğinizi benden isteyiniz.” buyurur. Onlar: </strong></p>
<p><strong>“Yâ Rabbî, istediğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir.” deyip, isteklerini arzederler. Allahü teâlâ: </strong></p>
<p><strong>“Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim buyurur.” </strong></p>
<p><strong>Recebin  ilk Cum’a gecesini ihyâ edene (saygı gösterene), Allahü teâlâ kabr  azâbı yapmaz. Duâlarını kabûl eder. Yalnız, yedi kimseyi afv etmez ve  duâlarını kabûl etmez: Fâiz alan veya veren, müslümanları aşağı gören,  anasına, babasına eziyyet eden, karşı gelen çocuk, müslüman olan ve  islâmiyyete uyan kocasını dinlemiyen kadın, şarkı ve çalgıcılığı san’at  edinenler, livâta ve zinâ edenler, beş vakt nemâzı kılmıyanlar. </strong></p>
<p>Bunlar,  bu günâhlardan vaz geçmedikce, tevbe etmedikce, duâları kabûl olmaz.  Ananın, babanın, kocanın, hiç kimsenin, islâmiyyete uymıyan emri  dinlenilmez, yapılmaz. Fakat, anaya, babaya, yine tatlı söylemek, onları  incitmemek lâzımdır. Ana baba kâfir ise, onları kiliseden, meyhâneden,  sırtda taşıyarak bile, geri getirmek lâzımdır. Fakat, oralara götürmek  lâzım değildir.</p>
<p><strong>Mübârek  geceler, İslâm dîninin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü teâlâ  kullarına çok acıdığı için ba’zı gecelere, ba’zı günlere kıymet vermiş,  bu gecelerdeki, günlerdeki duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini  bildirmiştir. </strong></p>
<p><strong>Bu  geceleri ihyâ etmeli, ya’nî kazâ namazı kılmalı, Kur’ân-ı kerîm  okumalı, duâ ve tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli,  bunların sevâblarını ölmüşlere de hediye etmelidir. Gündüzleri de oruç  tutmalıdır. Bu gecelere saygı göstermelidir. Saygı göstermek, günâh  işlememekle olur. </strong></p>
<p>Bir  an evvel kazâ borçlarından kurtulmak için çalışmalıdır. Kazâ borcu  olanın, nâfile ibâdetlerle meşgul olması uygun değildir. Nâfile  ibâdetlerin sevâbına kavuşabilmek için, farzları yapmak ve farz  borçlarını bitirmek, harâmdan sakınmak lâzımdır.</p>
<p>Mübârek  günlerde ve aylarda yapılan duâlar kabûl edildiği gibi, bu aylarda  yapılan bedduâlar da reddolunmaz. Bunun için, büyükleri, bilhassa  ana-babayı üzmemeli, onların bedduâsını almamalıdır. Bu geceyi fırsat  bilip, büyüklerimizi ziyâret etmeli, onların gönüllerini ve hayır  duâlarını almalıdır.</p>
<p>Yakınları  uzakta olanlar, telefonla arayıp kandillerini tebrik etmelidir. Bütün  Müslümanlar, mübârek günlerde, gecelerde birbirlerini arayıp  tebrikleşmelidir.</p>
<p><em>Mehmet Oruc – 365 gun dua</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/regaib-gecesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum &#8211; Orhan Afacan</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/kutlu-dogum-orhan-afacan.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/kutlu-dogum-orhan-afacan.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2011 02:34:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>thsn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlu Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Afacan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[1. Kutlu Doğum–1 Salâvat getirir ismini anan Salâvat getirir ismini duyan. Muhammed, Mustafa, Ahmet ve Ekrem Sallahu aleyhi ve sellem. Değişmez, gizlenmez hiç bu hakıkat Muhammed aşkıyla hayattır hayat. Bu gece kutlanan kutlu doğumu ,Amine’nın ilk ve tek mutlu doğumu. İlkten son nefese kadar hep emin İnsan amma rahmetellil âlemin. Kırırlsada kıranı incitmedi Bir kere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1.	Kutlu Doğum–1</strong><br />
Salâvat getirir ismini anan<br />
Salâvat getirir ismini duyan.<br />
Muhammed, Mustafa, Ahmet ve Ekrem<br />
Sallahu aleyhi ve sellem.<br />
Değişmez, gizlenmez hiç bu hakıkat<br />
Muhammed aşkıyla hayattır hayat.<br />
Bu gece kutlanan kutlu doğumu<br />
,Amine’nın ilk ve tek mutlu doğumu.<br />
İlkten son nefese kadar hep emin<br />
İnsan amma rahmetellil âlemin.<br />
Kırırlsada kıranı incitmedi<br />
Bir kere olsun beddua etmedi.<br />
Kırmadı kalbini asla kimsenin<br />
Vurmadı yüzüne hata edenin.<br />
Nurdu, gölgesi yere h,ç düşmedi<br />
İki âlemde ümmeti diledi.<br />
Ahlakı Kur’an’dır, hayatı hadis<br />
Veremezdi zarar şeytanla, nefis.<br />
Her hali, her şeyi övgüye layık<br />
Her zaman en üstün sevgiye layık.<br />
Muhammed-Kainatın Efendisi<br />
Sevgisi,kurtuluşun garantisi..<br />
Muhammed ınsanlığın tek rehberi<br />
Muhammed ahir zaman peygamberi.<br />
Muhammed gönüllerin sultanı<br />
Kabul et kulluğuna aciz Orhan’ı.<br />
Muhammed ilk yaratlan son sultan<br />
İki yol bıraktı Hadis ve Kur’an.<br />
Hep bu nedenledir KUTLU DOĞUMU<br />
Farklı mücizedir KUTLU DOĞUMU<br />
Orhan Afacan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/kutlu-dogum-orhan-afacan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Îmanın Koruyucu Kaleleri</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/imanin-koruyucu-kaleleri.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/imanin-koruyucu-kaleleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Mar 2011 00:22:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>thsn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[farzlar]]></category>
		<category><![CDATA[imanın koruyucu kaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[menduplar]]></category>
		<category><![CDATA[müstehaplar]]></category>
		<category><![CDATA[nafileler]]></category>
		<category><![CDATA[sünnetler]]></category>
		<category><![CDATA[vacipler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Îman, Mü’minin kalbinde Allâh’ın yaktığı bir meş’ale, bir nurdur. Bunun koruyucu kaleleri, çerçevesi, surları ise, aşağıdaki şekilde görüleceği gibi farzlar, vâcibler, sünnetler, müstehablar, mendublar ve nâfilelerdir. Îman, bu ibâdetlerle çerçevelenip kale içine alınarak korunur. İmanı koruyan bu kaleleri yıkanlar yani, farzları, vâcibleri, sünnetleri terk edenler, imanlarını kolay kolay muhafaza edemezler. İslam âlimleri, &#8220;Farz kazası olanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Îman</strong>, Mü’minin kalbinde Allâh’ın yaktığı bir meş’ale, bir nurdur.  Bunun <strong>koruyucu kaleleri</strong>, çerçevesi, surları ise, aşağıdaki şekilde  görüleceği gibi <strong>farzlar, vâcibler, sünnetler, müstehablar, mendublar ve  nâfileler</strong>dir.</p>
<p><img src="http://www.muhtasarilmihal.com/upload/forum/adminForum_4549066424.gif" alt="" /></p>
<p>Îman, bu ibâdetlerle çerçevelenip kale içine alınarak korunur. İmanı  koruyan bu kaleleri yıkanlar yani, farzları, vâcibleri, sünnetleri terk  edenler, imanlarını kolay kolay muhafaza edemezler.</p>
<p><strong>İslam âlimleri</strong>, &#8220;Farz kazası olanın <em>nafilelerle</em> meşgul olması ahmaklıktır&#8221; buyuruyor. Bir <em>farzı</em> vaktinde <em>yapmakla</em>, kazasını ödemek bile aynı değildir.Bu yüzden öncelikle üzerimize farz olan görevlerimizi aksatmadan ifa etmeye gayret edelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/imanin-koruyucu-kaleleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>II. Abdülhamid Han Hz.&#8217;lerinin Yıldız Albümleri Mekke-Medine</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/ii-abdulhamid-han-hz-lerinin-yildiz-albumleri-mekke-medine.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/ii-abdulhamid-han-hz-lerinin-yildiz-albumleri-mekke-medine.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2011 20:47:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>thsn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim Galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid Han]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke-Medine]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı döneminde mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Albümleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=239</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nde fotoğrafçılığın en büyük destekçisi olan Sultan II. Abdülhamid Han Hz. lerinin bizzat çektirdiği Mekke ve Medine’ye ait ilk fotoğraflar Yitik Hazine Yayınları tarafından “II. Abdülhamid Yıldız Albümleri Mekke-Medine” ismiyle yayınlandı. Albümü hazırlayan Mehmet Bahadır DÖRDÜNCÜ yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Dünya dengelerinin tamamen Osmanlıların aleyhine döndüğü bir devirde tahta çıkan Sultan II. Abdülhamid Han, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.fanidunya.com/wp-content/uploads/yildiz-albumu-mekke.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-242" title="yildiz-albumu-mekke" src="http://www.fanidunya.com/wp-content/uploads/yildiz-albumu-mekke.jpg" alt="" width="560" height="270" /></a>Osmanlı Devleti’nde fotoğrafçılığın en  büyük destekçisi olan Sultan II. Abdülhamid Han Hz. lerinin bizzat  çektirdiği Mekke ve Medine’ye ait ilk fotoğraflar Yitik Hazine Yayınları  tarafından “II. Abdülhamid Yıldız Albümleri Mekke-Medine” ismiyle yayınlandı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Albümü  hazırlayan Mehmet Bahadır DÖRDÜNCÜ yaptığı açıklamada şunları söyledi:  “Dünya dengelerinin tamamen Osmanlıların aleyhine döndüğü bir devirde  tahta çıkan Sultan II. Abdülhamid Han, Osmanlı coğrafyasını  fotoğraflardan takip etmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em><img src="http://i31.tinypic.com/14wufev.jpg" border="0" alt="" /></em></strong></p>
<p><strong><em>Günümüzdeki  MOBESE sisteminin bir benzerinin bizzat padişah tarafından  fotoğraflarla yapıldığını görmekteyiz. Fotoğraflar sayesinde Mısır’dan  Balkanlar’a, Arabistan’dan Kafkaslar’a kadar geniş bir coğrafyayı tanıma  imkânına sahip olan sultan, kendisinin gitme imkânı bulamadığı yerleri  ve buralarda yapılan faaliyetleri fotoğraflardan öğrenmiştir.”</em></strong></p>
<p><strong><em><img src="http://i25.tinypic.com/ifn2tk.jpg" border="0" alt="" /></em></strong></p>
<p><strong><em>80 civarında fotoğraftan oluşan albümün  kapağı orijinal haline sadık kalınarak bordo kadife üzerine altın  yaldız baskı ve kadife kabartma olarak hazırlanmış. Albüm, Osmanlıda  fotoğrafçılığın kısa tarihçesini anlatarak başlıyor. II. Abdülhamid’in  fotoğrafçılığa olan ilgisinin anlatıldığı yazıların ardından,  fotoğraflar hakkında genel bilgiler veriliyor.</em></strong></p>
<p><strong><em>Osmanlıların Mekke  ve Medine’ye yaptıkları hizmetlerin özet olarak anlatıldığı bölümde  bölgede bulunan Osmanlı eserleri, Surre Alayları ve Hicaz Demiryolu da  kısaca anlatılıyor. Yazıların kısa tutulmasındaki amaç; albümün yazılara  boğulmasını önlemek ve fotoğrafları ön planda tutmak olarak açıklanmış.</em></strong></p>
<p><strong><em>Giriş kısmının son kısmında ise bölgenin Osmanlının elinden  çıkışı anılarla anlatılıyor. Özellikle Medine Müdafii Fahrettin Paşanın  destansı savunmasından bahsediliyor. Konu anlatımları Sultan  Abdülhamid’in çektirdiği fotoğraflarla zenginleştirilmiş.</em></strong></p>
<p><strong><em>Eserde  fotoğraflı kısım, Mekke ve Medine’yi gösteren bir harita ile başlıyor  ve Osmanlıların Lübnan’dan başlayarak ilerlediği Hac yolunu göstererek  önce Mekke’ye ardından Medine’ye oradan da Taif’e ulaşan bir güzergâh  izliyor. Eserin en sonunda panoramik olarak çekilmiş 6 parçadan oluşan  Mekke ve 12 parçadan oluşan Medine resimleri dijital ortamda  birleştirilerek konulmuş.</em></strong></p>
<p><strong><em><img src="http://i31.tinypic.com/25qx0u9.jpg" border="0" alt="" /></em></strong></p>
<p><strong><em>Mehmet Bahadır DÖRDÜNCÜ Abdülhamid Han için fotoğrafın önemini Abdülhamid’ Hanın bir sözü ile anlatıyor:<br />
“Her  resim bir fikirdir. Bir resim yüz sayfalık yazı ile ifade olunamayacak  siyasi, hissî manaları telkin eder. Onun için ben, tahrir-i  mündericattan (yazılı bilgilerden) ziyade, resimlerden istifade ederim.”</em></strong></p>
<p><strong><em>Özellikle  Mekke ve Medine’nin ilk fotoğrafları olan Albay Sadık Bey’in çektiği  fotoğrafların çok yıpranmış olduğunu belirten DÖRDÜNCÜ, fotoğraflarda  zaman içinde oluşan nemlenme ve mantarlanma dolayısıyla fotoğrafların  bazılarının dijital ortamda temizlendiğini ve uygulanan filtrelerle daha  görünür hale getirildiğini belirtiyor.</em></strong></p>
<p><strong><em><img src="http://i27.tinypic.com/2cnio92.jpg" border="0" alt="" /></em></strong></p>
<p><strong><em>Mekke Medine Albümü son yüzyıl içinde  Mekke ve Medine’nin yaşadığı değişimi göstermesi bakımından da ayrı bir  önem taşıyor. Fotoğrafların pek çoğunda bulunan Osmanlı eserleri  günümüzde bulunmuyor. Mekke’yi koruyan Hint ve Fülfül Kalelerinden sonra  2001 yılında Ecyad Kalesi’nin de yıkılması ile Mekke’deki Osmanlı  izleri iyice azalmış bulunuyor. Tavaf alanının içinde bulunan Kütüphane,  Muvakkithane (Namaz vakitlerinin belirlendiği yer), Minber, mezheplere  ait yerler ve diğer yapılar tamamen kaldırılmış durumda. Tavaf alanında  Osmanlıdan geriye Revaklar ve Kâbe’nin üzerinde bulunan Altınoluk’tan  başka bir eser kalmadığı görülüyor.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mekke’de bulunan ve  Peygamber (s.a.v.) Efendimizin annesi Hz. Âmine; eşi Hz. Hatice; amcası  Ebu Talip ve Mekke’de vefat eden diğer yakınlarına ait Cennet’ül Mualla  Mezarlığı fotoğrafında Osmanlıların yaptırmış olduğu türbeler gözükürken  günümüzde Cennet’ül Mualla Mezarlığı dümdüz bir vaziyette bulunuyor. Bu  gün Medine’de Mescid-i Nebevi’de bulunan Osmanlı eserlerinin pek çoğu  kaldırılmış durumda. Kanuni zamanında yaptırılan surlar yıkılmış,  karakolhaneler, kışlalar da ortadan kaldırılmıştır.</em></strong></p>
<p><strong><em><img src="http://i25.tinypic.com/ao2umh.jpg" border="0" alt="" /></em></strong></p>
<p><strong><em>Osmanlı dönemi ile günümüzün Mekke Medine’si arasında bu kadar fark olmasının nedenini Mehmet Bahadır DÖRDÜNCÜ şöyle anlatıyor:<br />
“Bizim  bu albümü hazırlamaktaki amacımız bir kimseyi veya devleti suçlamak  değildir eserin hazırlanmasındaki amaç; bu eserlerden günümüz insanının  da haberdar olmasıdır. Evet, günümüzdeki Mekke Medine, Osmanlı dönemine  göre çok büyük farklılıklar gösteriyor. Bazı mezheplerin anlayışları ve  bazı maddi kaygılardan dolayı Osmanlıdan sonra bölgede çok büyük  değişiklikler olduğu muhakkak. Tarih boyunca bir bölgeye hâkim olan  üstün kültür o bölgeden çekilince yerine gelen kültür eskisinin  boşluğunu dolduramadığı zaman ondan geriye kalan eserleri ortadan  kaldırmaya çalışır. Bunun tarih boyunca pek çok örneği var: Persler ve  Moğollar gibi… Sanırım bu coğrafyalarda da benzer bir durum söz konusu. </em></strong></p>
<p><strong><em>DÖRDÜNCÜ, II. Abdülhamid yıldız  albümlerinin padişah için de çok büyük manalar taşıdığını bu  fotoğrafların bulunduğu albümlerin diğerlerinden daha ihtimamla  hazırlanmış olduklarını belki de hacca gidemeyen padişahın bu  fotoğraflarla Mukaddes Topraklara duyduğu hasreti giderdiğini  belirtiyor.</em></strong></p>
<p><strong><em>Albümde yer alan ilginç bilgilerden birkaçı şöyle:</em></strong></p>
<p><strong><em><img src="http://img48.imageshack.us/img48/2418/yildizod2.gif" border="0" alt="" /> Medine’de Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin kabrinin bulunduğu Yeşil Kubbe, II. Mahmud zamanında yapılmış<br />
<img src="http://img48.imageshack.us/img48/2418/yildizod2.gif" border="0" alt="" /> Medine’de, Osmanlıların peygambere duyduğu saygıdan dolayı, hiçbir  binanın Ravza-ı Mutahhara’dan daha yüksek olmasına izin verilmemiş.<br />
<img src="http://img48.imageshack.us/img48/2418/yildizod2.gif" border="0" alt="" /> Medine’de yer alan Mescid-i Nebevi’nin inşaatında kullanılan eserlerin  en kaliteli malzemeden yapılmasına çalışılmış. Mescit içinde Türk  çinileri kullanılmış.<br />
<img src="http://img48.imageshack.us/img48/2418/yildizod2.gif" border="0" alt="" /> Mescid-i Nebevi’nin zemininde yer alan Hindistan seccadeleri  kaldırılmış yerine Uşak, Hereke, Isparta ve Gördes’ten getirtilen özel  yapım Anadolu halıları serilmiş.<br />
<img src="http://img48.imageshack.us/img48/2418/yildizod2.gif" border="0" alt="" /> Sel baskınları ile tahrip olan Kâbe IV. Murad, II. Mustafa ve Mehmed Reşad tarafından tamir ettirilmiş.<br />
<img src="http://img48.imageshack.us/img48/2418/yildizod2.gif" border="0" alt="" /> Çelebi Mehmed’den itibaren Osmanlılar Kutsal Topraklara Surre Alayları  göndermişler. Yavuz Sultan Selim Handan Vahdettin Hana kadar Osmanlı  padişahları bölgeye yardımlarda bulunmuş ya bina yaptırmış ya da mevcut  binaları tamir ettirmişler.<br />
<img src="http://img48.imageshack.us/img48/2418/yildizod2.gif" border="0" alt="" /> Kanuni Sultan Süleyman Han zamanında Mekke’ye ilk medreseler  yaptırılmış ve bu medreselerin planları Mimar Sinan’a çizdirilmiş.<br />
<img src="http://img48.imageshack.us/img48/2418/yildizod2.gif" border="0" alt="" /> Osmanlılar Mekke ve Medine’de gerek Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin  gerekse Sahabilerin anılarını yaşatmak için bazı mekânlara mescitler  yapmışlar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yitik Hazine Yayınları tarafından piyasaya sürülen  albüm özellikle yitirilen hazine değerindeki Osmanlı eserlerini  fotoğrafla dahi olsa göstermesi bakımından çok anlamlı bir iş görüyor.</em></strong></p>
<p><strong><em><img src="http://i25.tinypic.com/rbcsj7.jpg" border="0" alt="" /></em></strong></p>
<p><strong><em><br />
</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/ii-abdulhamid-han-hz-lerinin-yildiz-albumleri-mekke-medine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali EREN : Türk ve İslam Birligi</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/ali-eren-turk-ve-islam-birligi.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/ali-eren-turk-ve-islam-birligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2011 17:15:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>thsn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ali eren]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ve islam birligi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[Yazimizin basligi, hem bir derginin ismi, hem de bir konferansin konusudur. Ve hem tarihte yasanmis bir gerçek, hem de tekrar yasanmasi mümkün bir ideal, bir gaye ve bir hedeftir. &#8220;Ben, Türk ve Müslümanim&#8221; diyenler de, sadece &#8220;Türk&#8217;üm&#8221; veya sadece &#8220;Müslümanim&#8221; diyenler de bu idealde olmali, bu yönde düsünmelidir. Zira hedeflenen birlik, hem Türk olanlarin birligi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fanidunya.com/wp-content/uploads/turk-islam.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-236" title="turk-islam" src="http://www.fanidunya.com/wp-content/uploads/turk-islam.jpg" alt="" width="560" height="270" /></a>Yazimizin basligi, hem bir derginin ismi, hem de bir konferansin konusudur. Ve hem tarihte yasanmis bir gerçek, hem de tekrar yasanmasi mümkün bir ideal, bir gaye ve bir hedeftir.<br />
&#8220;<strong>Ben, Türk ve Müslümanim</strong>&#8221; diyenler de, sadece &#8220;<strong>Türk&#8217;üm</strong>&#8221; veya sadece &#8220;<strong>Müslümanim</strong>&#8221; diyenler de bu idealde olmali, bu yönde düsünmelidir. Zira hedeflenen birlik, hem Türk olanlarin birligi, hem Müslüman olanlarin birligi, hem de Türk ve Müslüman olanlarin birligidir. Yani, sadece Türk ve Müslüman olanlarin degil.<br />
&#8220;<strong>Birlikten kuvvet dogar.</strong>&#8221;<br />
Birer ticarî birlik olan sirket ve holdingler de siyasî birlikler de daha kuvvetli olmak gayesiyle kurulmustur.<br />
Zamanimizda güç ve kuvvet -neredeyse- tek geçerli akçe oldu. &#8220;Asrimiz bilgi asridir&#8221; deniyorsa da, gerçekte bilgiyi kuvvete dönüstürme asridir. Yani yine devrede olan kuvvettir.<br />
Peki, düsünülen birligin gerçeklesme sansi var mi? Var. Tarihteki misali de Osmanli ulu çinari.<br />
Sögüt&#8217;te yeseren bu çinar, önce kendi suyunu aldi; kuvvetlendi, topugu üzerine oturdu; sonra etrafa dal budak saldi, birçoklarini ulu gölgesi altinda serinletti.<br />
Sonra da yikilip gitti mi diyorsunuz? Hayir. Bunu söylemeye tek hakki olmayan topluluk biziz. Çünkü onlar gitti, simdi emanet bizde. &#8220;Osmanli su su hatalari yapti. Sunu söyle yapmamaliydi&#8221; gibi suç bulmak yerine, hatasizini yapabiliyorsak kendimiz yapmaliyiz.<br />
Osmanli, dünyada esi benzeri görülmemis bir güç ve hizmet sergiledikten sonra, her devlet gibi ömrünü doldurdu ve bu hizmetin devamini bize vasiyet ederek gitti. Ya türbelerinden, &#8220;Ben bu kadar yapabildim. Kolaysa daha iyisini sen yap&#8221; diyorlarsa&#8230; Böyle deseler bile, bizi mahçup etmemek için, &#8220;Biz hataliysak bile, sizi Avrupa kapilarinda yalvaracak kadar da mi kötü birakip gittik? Nedir bu hâliniz!&#8221; bile demezler. Hâlimiz ortada. &#8220;Geleceksen, degerlerini at da gel&#8221; diyen ve bizi soyup sogana çevirmek isteyen AB kapisini asindiriyoruz. Bize, &#8220;Agabey&#8221; diyen Türk devletlerini duymayip, Bati&#8217;ya, AB&#8217;ye &#8220;Agabey&#8221; demek, bir mânâda günese sirt çevirmektir.<br />
Degismez kaidedir: Kendisi olamayanlar mankurtlasir, baskasinin kölesi olurlar.<br />
AB degismez. Bunlarin cinsi cinsine çekiyor hep. Dedeleri de böyleydi. Dün Ingilizdi, bugün ABD ve AB&#8230; Ha AB, ha ABD&#8230; Görünüste bir harf farkli olsalar da hepsi ayni biçagin demirinden. Ortak gayeleri bizi bölüp parçalayarak ya öldürmek, ya sömürmek, ya da birbirimize düsürüp parsayi toplamak. Doksanlik bir Arabin meseleyi anlayisina bakin.<br />
Bu sene hacdaydim. <strong>Sultan 2. Abdülhamid</strong>&#8216;in yaptirdigi Hicaz demiryolu simdi yok, ama Medine tren istasyonu hâlâ duruyor. Yakininda, yine Osmanlinin yaptirdigi küçük bir cami var. Camideki doksanlik ihtiyarin söyledikleri, &#8220;Bizi arkadan vurdular&#8221; diye Araplari suçlayanlara net güzel bir izahtir. &#8220;Ahh Osmanli, ahh Sultan Hamid&#8221; diye aglayan ihtiyar söyle diyordu:<br />
&#8220;Evlâdim, Ingilizler bizi, &#8216;Türkler sizi asirlarca sömürdü&#8217; diye kandirirken, sizi de, &#8216;Araplar sizi arkadan vurdu&#8217; diye kandirarak, bizi birbirimize düsman ettiler. Bizim, hurma ve zemzemden baska neyimiz var ki, bizi sömürmüs olacaksiniz. Bizi sömürmediniz, beslediniz. Sizin bizi sömürdügünüz ne kadar dogruysa, bizim sizi arkadan vurdugumuz da o kadar dogrudur. Gerçi; Araplarin, onlarin istismar ettigi kadar yaptiklari var, ama o Araplari kandiranlar da yine Ingilizlerin adamiydi. Hem bizi size karsi kandirdilar, hem de sizi bize karsi.&#8221;<br />
Iste isin özü, asil esasi bu yasli Arabin bu sözlerinde. Tarih de buna sahittir, günümüz de. Öyleyse su birlik bu birlik degil, kendi birligimiz olmali. Olur mu? Elbette olur&#8230;<br />
Bir zamanlar bizim üzengimizi öpmeyi seref sayanlar kuvvetlenebildiyse, biz niçin eski hâlimize dönemeyelim? Tarih tekerrür etmiyor mu? Niçin bir daha tekerrür etmesin?<br />
Bu satirlari yazmamin sebebini arzedeyim.<br />
<strong>Bilim Arastirma Vakfi ile Millî Degerleri Koruma Vakfi</strong>, Türk-Islâm Birligi&#8217;ni yeniden dile getirmek gayesiyle, 54 gazeteci, yazar, siyasî ve akademisyenin bu konu ile ilgili yazisini, &#8220;Türk-Islâm Birligi&#8221; dergisinde topladi. Bendeniz de bir yazi yazdim. Iki gün önceki Sali günü, Sirkeci&#8217;deki Sepetçiler Kasri&#8217;nda derginin tanitim toplantisi vardi. Bu yazi o toplantidaki intibamin neticesidir.</p>
<p><strong><em>Ali Eren</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/ali-eren-turk-ve-islam-birligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hacet Duası, Arapça Orjinal Metin, Latince Yazım ve Türkçe Meali</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/hacet-duasi-arapca-orjinal-metin-latince-yazim-ve-turkce-meali.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/hacet-duasi-arapca-orjinal-metin-latince-yazim-ve-turkce-meali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Feb 2011 00:09:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>thsn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dualar]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça Orjinal Metin]]></category>
		<category><![CDATA[hacet]]></category>
		<category><![CDATA[Hacet Duası]]></category>
		<category><![CDATA[Latince Yazım]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Meali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=222</guid>
		<description><![CDATA[Sıkıntıların ve dertlerin çok arttığında insanın kalbi adeta sıkılır daralır. Üstüne bir de Rabbimizden gaflet edersek insan çok buhranlı zaman geçirir. Oysa Rabbimiz bize İnşirah Suresinde ne buyuruyor ? 1. Senin için bağrını açmadık mı? 2. İndirmedik mi senden o yükünü? 3. O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu şekilde sana eziyet veren) yükünü? 4. Senin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sıkıntıların  ve dertlerin çok arttığında insanın kalbi adeta sıkılır daralır. Üstüne  bir de Rabbimizden gaflet edersek insan çok buhranlı zaman geçirir.  Oysa Rabbimiz bize İnşirah Suresinde ne buyuruyor ?</p>
<p>1. Senin için bağrını açmadık mı?<br />
2. İndirmedik mi senden o yükünü?<br />
3. O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu şekilde sana eziyet veren) yükünü?<br />
4. Senin şanını yüceltmedik mi?<br />
5. <strong>Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var.</strong><br />
6. <strong>Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var!</strong><br />
7. O halde boş kaldığında yine kalk yorul!<br />
8. <strong>Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O&#8217;na doğrul!</strong></p>
<p>İşte bu ayetler sıkıntı esnasında Rabbimize yönelmemiz gerektiğini anlatıyor. Biz de inşaallah bu dualarla rabbimize yönelelim.</p>
<p><strong>Hacet Duası Arapça Orjinal Metin</strong></p>
<p><img src="http://www.tasavvuf.gen.tr/wp-content/uploads/2007/05/264.gif" alt="" /></p>
<p><strong>Hacet Duası Latince Yazımı</strong></p>
<p>Allâhumme  ileyke eş’kû dâ’fe kuvvetiy ve kîllete hiletiy ve hevâniy alennâs; Yâ  Erhamerrahimiyn, ente Rabbül müstad’âfiyn; ente erhamu biy min  entekileniy ilâ aduvvin bağiydin yetecehhemuniy, ev ilâ sadıykın karîbin  mellektehu emrî. İn lem tekûn gadbane aleyye, felâ ubâliy, gayre enne  âfiyeteke ev seûliy. Euzü binûri vechikellezi eşrekat lehu zulûmatu ve  salâha aleyhi emriddünya vel âhıreti en yenzile bi gadabüke ev yehılle  aleyye sehatük; ve lekel utba hatta terda ve lâ havle velâ kuvvete illâ  bike.</p>
<p><strong>Hacet Duası Türkçe Meali</strong></p>
<p>“Allâhım,  kuvvetimin yetersiz kaldığını, çaresiz olduğumu, halk nazarında hor  hakîr hale düştüğümü görüyorsun. Ya erhamer rahimiyn, zayıf görülüp  ezilenlerin Rabbi sensin. Kötü huylu ve kötü tavırlı yabancı düşmanın  eline beni terketmiyecek, hatta himayemi ellerine verdiğin akrabadan bir  dosta bile beni bırakmayacak kadar Rahimsin.</p>
<p>Allah’ım,  bana karşı gazablı değilsen; çektiğim eziyet ve belâlara hiç aldırış  etmem. Ancak şu da var ki, koruma sahan bunları da çektirmeyecek kadar  geniştir. Allâh’ım, gazabına maruz kalmaktan, yahud rızasızlığından,  senin bütün zulmeti parıl parıl aydınlatan, dünya ve âhıret hallerinin  yegâne selâmete çıkartıcısı olan NUR’u Vechine sığınırım. Allâh’ım rızan  olasıya senden affını diliyorum. Havl ve kuvvet ancak seninledir.”</p>
<p><strong>Dua Hakkında Bilgi</strong></p>
<p>Bilgi:</p>
<p>Efendimiz  Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem, görev alışının ilk  zamanlarında, gerçeği tebliğ etmek üzere Taif şehrine gitmişti.</p>
<p>Taif  halkına elinden geldiğince gerçekleri göstermek için gayret sarfetti.  Ama onlardan aldığı cevap sadece hakaret oldu. Hatta bu kadarla da  kalmayıp çoluk çocuk onu şehirden kovup, taş yağmuruna tuttular. Atılan  taşlardan mübarek ayakları kan &#8211; ter içinde kalmıştı.</p>
<p>Nihayet  akrabalarından birinin bağına ulaşarak, bu son derece insafsız  saldırıdan kurtulabildiler. Ama çok da gücüne gitmişti bu davranışları.</p>
<p>O  hiç bir karşılık beklemeden, sadece gerçeği tebliğ etmek üzere onların  ayaklarına gidiyor, aldığı cevap ise hakaret ve taşlanmak oluyordu!.  Gayrı ihtiyari gözünden yaşlar dökülerek yukarıda verdiğimiz DUA’yı  yaptı.</p>
<p>İşte  o zaman, Allâh’ın emri ile dağlara vazifeli melek huzuru Resûle  gelerek, vazifeli olduğunu ve şayed isterse, iki dağı birleştirerek Taif  halkını helâk edebileceğini söyledi.</p>
<p>Oysa Hazreti Resûl intikam peşinde bir kişilik sahibi değildi!..</p>
<p>.’  diye duâda bulundu. Ve Mekke’ye döndü.Cenâb-ı Hak, O’nun bu duâsını  kabul etmişti. Bir süre sonra, Taifte iman nurları yayıldı ve Taif  müslüman oldu!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/hacet-duasi-arapca-orjinal-metin-latince-yazim-ve-turkce-meali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayezid-i Bestamî ve Günah Hastalığının Çaresi</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/bayezid-i-bestami-ve-gunah-hastaliginin-caresi.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/bayezid-i-bestami-ve-gunah-hastaliginin-caresi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2011 23:18:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>thsn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssadan Hisse]]></category>
		<category><![CDATA[Bayezid-i Bestamî Hazretleri]]></category>
		<category><![CDATA[deli]]></category>
		<category><![CDATA[günah hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Tevbe kökü ile istiğfar yaprağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=220</guid>
		<description><![CDATA[Bayezid-i Bestamî Hazretleri bir gün tımarhanenin önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor: -Ne yapıyorsun? Hizmetçi: -Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum. -Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin? -Hastalığını söyle. -Benim hastalığım günah hastalığı&#8230; Çok günah işliyorum.. -Ben günah hastalığından anlamam&#8230; Ben delilere ilâç hazırlıyorum.. Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.fanidunya.com/wp-content/uploads/mor-cicek.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-226" title="mor-cicek" src="http://www.fanidunya.com/wp-content/uploads/mor-cicek-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Bayezid-i Bestamî Hazretleri</strong> bir gün tımarhanenin önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor:<br />
-<strong>Ne yapıyorsun?</strong><br />
Hizmetçi:<br />
-Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum.<br />
<strong>-Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?</strong><br />
-Hastalığını söyle.<br />
<strong>-Benim hastalığım günah hastalığı&#8230; Çok günah işliyorum..</strong><br />
-Ben günah hastalığından anlamam&#8230; Ben delilere ilâç hazırlıyorum..<br />
Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine:<br />
-Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi.<br />
Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak:<br />
<strong>-Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi.</strong><br />
Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti:<br />
-<span style="color: #3366ff;"><strong>Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır&#8230; Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir&#8230; Akşam-sabah bol miktarda ye</strong></span>&#8230; O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi.<br />
Bu güzel ilâcı öğrenen Bayezid hazretleri:<br />
<strong>-Hey gidi dünya hey! Demek, seni de deli diye buraya getirmişler</strong>, deyip oradan ayrıldı.<br />
Bu ilâç, halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilâçtır. Yani bu formülün hükmü hâlâ devam etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/bayezid-i-bestami-ve-gunah-hastaliginin-caresi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tevessül ve teberrük ne demektir?</title>
		<link>http://www.fanidunya.com/tevessul-ve-teberruk-ne-demektir.html</link>
		<comments>http://www.fanidunya.com/tevessul-ve-teberruk-ne-demektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 17:51:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tevessül ve teberrük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fanidunya.com/?p=156</guid>
		<description><![CDATA[Tevessül ve teberrük ne demektir? Sual: Tevessül ne demektir? CEVAP Resulullah veya evliya zatlarla, Allahü teâlâya tevessül etmek, yani bunların hürmeti için, dilekte bulunmak caizdir. Tevessül etmek, şefaatini istemek demektir. Ehl-i sünnet âlimleri, bunun caiz olduğunu bildirdi. Tevessül edenin duasının kabul olması, tevessül olunanın kerameti olur. Yani, öldükten sonra keramet göstermesi olur. (Hadika) İmam-ı Gazali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong>Tevessül ve teberrük ne demektir?</strong></span><br />
<strong>Sual:</strong> Tevessül ne demektir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Resulullah veya evliya zatlarla, Allahü teâlâya tevessül etmek, yani bunların hürmeti için, dilekte bulunmak caizdir. Tevessül etmek, şefaatini istemek demektir. Ehl-i sünnet âlimleri, bunun caiz olduğunu bildirdi. Tevessül edenin duasının kabul olması, tevessül olunanın kerameti olur. Yani, öldükten sonra keramet göstermesi olur. <strong>(Hadika)</strong><br />
<strong><br />
</strong>İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:<br />
Diriyken tevessül olunan, feyz alınan zata, öldükten sonra da tevessül edilerek feyz alınır. <strong>(Mişkat)</strong></p>
<p>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Resulullah, muhacirlerin [hicret eden eshabı kiramın] fakirleri ile tevessül edip, fetih ve yardım talep etti. <strong>(3/93)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Muhammed Hadimi hazretleri buyuruyor ki:<br />
Peygamberler ve evliya zatlar öldükten sonra da, bunlar vasıtasıyla Allahü teâlâya yalvararak dua etmeye, tevessül ve istigase etmek denir; çünkü bunlar ölünce, mucizeleri ve kerametleri devam eder. <strong>(Berika)</strong></p>
<p>Şihabüddin-i Remli hazretleri buyuruyor ki:<br />
Enbiya ölünce mucizeleri, evliya ölünce de kerametleri kesilmez. Peygamberlerin mezarda diri olduklarını, namaz kıldıklarını, haccettikleri, hadis-i şerifler açıkça bildirildi. Şehitlerin de diri oldukları, kâfirlerle savaşırken, yardım ettikleri bildirildi. <strong>(Şevâhid-ül-hak)</strong></p>
<p>Seyyid Davud bin Süleyman buyuruyor ki:<br />
Tevessül demek, bizim için dua etmelerini dilemektir; çünkü onlar, Allahü teâlânın dünyada da, ahirette de sevgili kullarıdır. Onların istediklerine kavuşacaklarını, her dilediklerinin verileceğini, Kur’ân-ı kerim bildirmektedir. <strong>(Minhat-ül-vehbiyye)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Sebeplerden değil, yalnız Allahü teâlânın yaratacağına inanarak, dileği yalnız Allah’tan beklemek dinimize uygun tevessül olur. <strong>(Kıyamet ve Ahiret)</strong></p>
<p>İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:<br />
Resulullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ile her zaman tevessül etmek çok iyidir. Yaratılmadan önce ve yaratıldıktan sonra, dünyada da, ahirette de, Onunla tevessül olunur. Yaratılmadan önce Onunla tevessül olunacağını gösteren vesikalardan biri, Peygamberlerin ve ümmetlerindeki Velilerin Onunla tevessül etmiş olduklarıdır<strong>. (Cevher-ül-munzam)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Yusuf Nebhani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Hazret-i Ömer zamanında kıtlık oldu. Eshab-ı kiramdan birisi, Resulullahın kabrine gelip, (ya Resulallah! Ümmetine yağmur yağması için dua eyle! Ümmetin helâk olmak üzeredir) dedi. Resulullah buna rüyada görünüp yağmur yağacağını haber verdi. Öyle de oldu. Rüyada ayrıca, <strong>(Ömer’e selam söyle! Yağmur yağacağını müjdele. Yumuşak hareket etmesini de söyle!)</strong> buyurdu. Hazret-i Ömer, dinin emirlerini yerine getirmekte şiddet gösterirdi. Bu kimse, Halife’ye olanı anlattı. Halife dinledi ve ağladı. Burada, Eshab-ı kiramın, Resulullahın kabrine gelerek tevessül etmiş olduğu bildiriliyor. <strong>(Şevâhid-ül-hak)</strong></p>
<p><strong>Teberrük ne demektir?<br />
Sual: </strong>Teberrük, teberrüken ne demek?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Teberrük; bir şeyi bereket veya saadet vesilesi sayarak almak veya vermek demektir. Uğur ve bereket saymak, ilahî hayra ortak olmak anlamına da gelir.</p>
<p>Teberrüken, bereket ve saadet vesilesi olarak demektir.</p>
<p>Eshab-ı kiram, Resulullahın kullandığı eşyalarla teberrük ederlerdi. Abdest alırken kullandığı sularla, mübarek terleriyle bereketlenirlerdi. Gömleği, bastonu, kılıcı, terlikleri, bardağı, yüzüğü ve kullanmış olduğu her şeyle bereketlenirlerdi. Müminlerin annesi Ümm-i Seleme validemizin yanında, Peygamber efendimizin mübarek sakalından bir kıl vardı. Hasta gelince, kılı suda bırakır. Sonra çıkarıp bu suyu ona içirirdi. Mübarek bardağına su koyup, şifa için içerlerdi. <strong>(Usul-ül-erbea) </strong><br />
<strong><br />
</strong>İmamı Şafii hazretleri buyurdu ki:<br />
İmam-ı a’zam Ebu Hanife ile teberrük ediyorum. Zor bir durumda kalınca, kabrine gidip, iki rekât namaz kılarak Allahü teâlâya yalvarıyor ve dileğime kavuşuyorum. <strong>(Huccet-ül-islam)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Selefi denilen kimseler, teberrük etmeye şirk diyorlar. Taştan, ağaçtan, puttan veya gayrimüslim mezarından teberrük şirk olur. Fakat Enbiyanın ve Evliyanın kabirlerini ziyaret edip, onların bereketiyle Allahü teâlâdan feyz ve bereket beklemeyi bunlara benzetmek, cahilliktir. Bu yüzden milyonlarca Müslüman’a küfür ve şirk damgasını basmak da, Müslümanlar arasında bölücülüktür. <strong>(Kıyamet ve Ahiret)</strong></p>
<p><strong>Evliyadan yardım istemek<br />
Sual:</strong> Enbiya ve evliyadan bir şey yapmalarını istemek mesela, <strong>(Yâ Abdülkadir Geylani, kiralık ev bulmama yardım et) </strong>demek caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Abdülaziz Dehlevi hazretleri Fatiha suresinin tefsirinde buyuruyor ki:<br />
Birisinden yardım istenirken, yalnız ona güvenilirse, onun, Allahü teâlânın yardımına mazhar olduğu düşünülmezse, haramdır. Eğer yalnız, Allahü teâlâya güvenilip, o kulun Allah’ın yardımına mazhar olduğu, Allahü teâlânın her şeyi sebeple yarattığı, o kulun da bir sebep olduğu düşünülürse, caiz olur. Peygamberler ve Evliya da, böyle düşünerek başkasından yardım istemişlerdir. Böyle düşünerek birisinden yardım istemek, Allahü teâlâdan istemek olur. <strong>(Tahkik-ul-hakkıl-mübin)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Abdülhakim-i Siyalküti hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Ölü yardım yapamaz diyenler, ne demek isterler ki? Dua eden, Allahü teâlâdan istiyor. Duasının kabul olması için, Allahü teâlânın sevdiği bir kulunu vasıta yapıyor. <strong>(Ya Rabbi! Kendisine bol bol ihsanda bulunduğun bu sevgili kulunun hatırı ve hürmeti için bana da ver) </strong>diyor. Yahut Allahü teâlânın çok sevdiğine inandığı bir kuluna seslenerek, <strong>(Ey Allah’ın Velisi, bana şefaat et! Benim için dua et! Allahü teâlânın dileğimi ihsan etmesi için vasıta ol!)</strong> diyor. Dileği veren ve kendisinden istenilen, yalnız Allahü teâlâdır. Veli, yalnız vesiledir, sebeptir. <strong>(Zad-ül-lebib)</strong></p>
<p><strong>Ebu Hasan-ı Harkani</strong> hazretleri, sefere çıkan talebelerine, <strong>(Sıkışınca benden yardım isteyin)</strong> buyurur. Yolda talebelerini, eşkıya yakalar. Onlar, kurtulmaları için Allahü teâlâya dua ederler; fakat kurtulamazlar. Bir talebe, <strong>(Yâ Ebel Hasan, imdat!) </strong>der. Eşkıya o talebeyi göremez. Diğerlerinin nesi varsa alırlar. Seferden dönünce hocalarına, <strong>(Biz Allah’tan yardım istediğimiz halde soyulduk; fakat şu arkadaşımız, sizden yardım isteyince kurtuldu. Bunun hikmeti nedir?)</strong> derler. O da, (Allahü teâlâ günahkâr kimselerin duasını kabul etmez. Arkadaşınız, benden yardım isteyince, onun duasını Allahü teâlâ bana duyurdu. Ben de, <strong>“Yâ Rabbi, bu talebemi kurtar!”</strong> dedim. Allahü teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, dua ettim. Kurtaran Rabbimizdi) diye cevap verdi. <strong>(Tezkiret-ül-evliya)</strong></p>
<p>Bir kimsenin, (yâ Abdülkadir Geylani, kiralık ev bulmama yardım et) demesinin hiç mahzuru olmaz. Şartlarına uyarak isterse, Allahü teâlâ ona kiralık ev nasip eder. Bu şartlar, o zatın Allahü teâlânın sevgili kulu olduğuna, nerede yardım istenirse oradaymış gibi yardım edeceğine inanmak ve yardım edeceğinde hiç şüphe etmemektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fanidunya.com/tevessul-ve-teberruk-ne-demektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

